MUHTAR HALİL’İN OCAĞI
Küçük bir dağ köyünde, herkesin çekindiği bir yer vardı: Muhtar Halil’in Ocağı.
Burası eskiden köyün en zengin adamı olan Muhtar Halil’e aitti. Ama bir gece ansızın ortadan kaybolmuş, ondan geriye ne bir iz ne de bir ceset kalmıştı.
Zamanla köylüler ocağın lanetli olduğuna inanmaya başlamıştı. Oraya girenler hastalanıyor, bazıları da akıllarını kaybediyordu. Gece vakti o yoldan geçenler, ocaktan yükselen tuhaf fısıltılar duyduklarını söylüyordu. Ama en korkuncu, geceleri bacasından duman tüten bu harabe evin içinde kimsenin yaşamıyor olmasıydı…
Gecenin Karanlığında
Kasabanın en cesur gençlerinden biri olan Osman, bu söylentilere kulak asmıyordu. “Muhtar Halil öldüyse cesedi nereye gitti?” diye soruyor, köylülerin korkularını saçma buluyordu. Bir gece eline bir fener alıp, arkadaşlarıyla Muhtar Halil’in Ocağı’na gitmeye karar verdi.
Arkadaşları onu köyün çıkışına kadar takip etti ama kimse harabenin içine girmeye cesaret edemedi. Osman alaycı bir kahkaha atarak içeri girdi. Kapıyı açtığında içeriden gelen soğuk hava, yüzüne buz gibi çarptı.
Burası yıllardır terk edilmiş olmasına rağmen, içerde hiç de tozlanmamış eski bir masa duruyordu. Masanın üzerinde bir çaydanlık vardı, sanki az önce biri orada oturmuş gibi…
O anda arkasında bir tıkırtı duydu. Döndüğünde, kapının kendi kendine kapanmış olduğunu fark etti. Fenerini kaldırdı ama ışık birden bire titreyip söndü. O karanlığın içinde, kulağının dibinde bir fısıltı belirdi:
"Geldin mi Osman?"
Osman’ın kanı dondu. Çığlık atmak istedi ama sesi çıkmadı. O anda odanın köşesinde bir gölge hareket etti. Uzun boylu, cılız ve gözleri parlayan bir adam…
Osman titreyerek geri adım attı. Ama adamın yüzüne dikkatle baktığında… Bu Muhtar Halil’di!
Ama Muhtar Halil’in gözleri insan gibi değildi. Simsiyah ve dipsiz bir kuyuyu andırıyordu. Birden Osman’ın kolunu yakaladı ve soğuk bir sesle fısıldadı:
"Ben hiçbir yere gitmedim Osman… Siz sadece bakmasını bilmiyorsunuz!"
Köyde o gece garip bir çığlık duyuldu. Ertesi sabah köylüler ocağa gittiklerinde Osman’dan geriye sadece yerdeki izler ve hala tüten bir çaydanlık buldular.
O günden sonra Muhtar Halil’in Ocağı’na giren hiç kimse geri dönmedi…
Şimdi, geceleri kulaklarını iyi aç… Eğer rüzgârın arasında bir fısıltı duyarsan, sakın ocağa yaklaşma. Çünkü Muhtar Halil hâlâ orada… Ve seni de bekliyor.



0 Response to "MUHTAR HALİL’İN OCAĞI"
Yorum Gönder